sinan islekdemir

Amazon Tortoise logo - pixabay license

Hi! My name is Sinan Islekdemir and I am a developer. (Currently living in Helsinki / Finland and working for the Space company called ICEYE ).


Small thoughts

I need some ideas:

Mon, 08 Mar 21 11:48:50 UTC

I need some ideas. Actually I need to hear a bit of opinions thus asking this to my friends.

I am thinking about creating a Youtube channel where I do some challenging projects like an Arduino Computer. Yup, I know that Arduino's are not Single Board Computers or micro processors, that's the challenge part. Today, an Arduino Mega has identical or even better specs than an Apple II. So it is doable.

I will never-the-less get this shit done. My question is, would you like to watch me doing it?

Please leave your comments!

(Note: for the annoying spam bots, I had to add a verification to the messaging form. Pay attention to that!)

Lessons learnt

Wed, 03 Feb 21 18:39:54 UTC

I am probably the last person on earth that can give life lessons. That one is for sure. But if someone would ask me about what I have learnt in this life, here are my three findings:

  1. If your solution looks complex or complicated, it's probably wrong.
  2. If you are thinking on the same solution longer than it feels (usually ten minutes), you probably misunderstood the problem.
  3. Persistence is the key to accomplish something.

Obviously, there are tons of other lessons but these three always seem to shape my thoughts.

ntroduction to 3D programming with Payton

Fri, 29 Jan 21 12:06:37 UTC

Thank you Pyvo (Czech Python Community) for the opportunity!

I really enjoyed the whole experience and the chat afterwards, you guys Rock \m/

Hope to spend more time with you guys and visit you someday!

https://www.facebook.com/PyvoBrno

New RSS Feed

Sun, 03 Jan 21 20:20:28 UTC

Hi Folks!

Now, just like https://www.islekdemir.com/index.rss I have added my Pictures as another RSS feed.

You can follow my pictures RSS feed for my photo stream :)

https://www.islekdemir.com/pics.rss

Gezginin üç tılsımı

Thu, 24 Dec 20 13:49:23 UTC

1. zaman

son hecesi kırılır gecenin, ürperti veren yalnızlığın tüm renkle- riyle; şaşkın bir sen, sessizlik kadar ince; gözlerde boğulan hıçkırık. karanlık yürür ağır ağır, uçuşur kalbimde sevgiden yana ne varsa. kanayan dudaklarını çığlığın, şarapla yıkardım; deniz kalırdı geriye, çığ düşerdim tersime. kutsanırdı sönmüş acılar, ölüm doğrulanırdı, kayardı direnç noktası ömrün; kendi eksenin- de dönüp duran insanlar kadar. içini vakitsiz açan mavilikti yüzüm. iz. giz. tuz. gökyüzünde çakan kıvılcımım; sert sularda attım bedenimi, ah atım, avradım. silahım olsaydın, gece olsaydım ben de.

şimdi vuruluyorum. göğe taş kesiyorum. son hecesi gibi kırılıyorum gecenin. zaman oluğu kaldırımlarda geziyorum.

2. gülışığı

gerdik ya ölü yüzlerimizi rüzgârın sesine, sevdamıza savrulan küller kadar ıslak gözlerimizi kurutmak için; dökük tekneler gibi yalnız kaldık çiçek kokularına sinmiş sularda. ve saçaklarında güz tuttuğumuz göğün göçebe ömrüne yıllardan ekleyip çıkardık acıyı. düş solgunu gençliğimize sığmaz, bütün köprüleri kun- daklanan gecelerimiz. yine de parlayacak yer bulamaz, suya biri- ken yıldızlar. sen kendine akıt ışığını; kaybolan ellerinde kan, tanrısız kurban edilen iblisler. gül ötesi kaç ışık geçti, ucuz mut- luluğumuzun prizması gözlerimizden? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?

çocuk şarkılarında eridi yedirengimiz, umut ve ses olup; şiirimizin kırık penceresinde. an an yaşamaktayız anıları, kanlı bellekleri- mizden hiç silinmeyen.

bir gün tutulmayacak nöbeti sessizliğin.

3. yaşam

bir bir geziyorum ölümleri, gecenin bakışları arasında. sabah göğe yelken açıyorum, gündüzler tanımıyor beni nasılsa. Ayna- larda yürüyorum bazen, martılarla düşüyorum denize; dudak- larımı siliyor acılar. soluk alışımı duyamıyorum. sokak lambaları gibi geç yanıyorum. gölgeler yürümüyor artık. kıvrılan yollarda şarap lekeleri, sabahın ilk izi. ezanla dönüyor evine yüzü külrengi gececikler. kaç kuytuda paslanıyor yalnızlık? üşüyorum. gideceğim.

ve ben güzün ağlayacağım
sulara çekileceğim dönerken balıkçılar
yakamoz göreceğim dümensiz simsiyah gözleri
öleceğim
ve ben…

Kaan İnce

New horizons!

Tue, 10 Nov 20 20:19:23 UTC

Today was my first day at my new job. Amazing stuff!

I have been writing software for a long time. I guess for almost 20 years with so many different programming languages and supporting technologies. I have written with OpenGL, I have written ERP systems, embedded stuff, flight bookings systems, hotel reservation systems, 3D web applications, Operating System Kernel, Raytracer... and so forth.

I enjoyed the road so far.

Obviously, I had many ups and downs. That is what life is all about.

Now, I am working for ICEYE. A company that builds it's own satellites and sends them to orbit. Takes cool SAR Images from space with it's own satellites! Sci-fi stuff!

tomurcuklar

Mon, 02 Nov 20 12:21:55 UTC

vakit varken tomurcukları topla. zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir

bir bardak çay

Tue, 08 Sep 20 07:34:48 UTC

Denize karşı bir bardak çay. Bardak karton, çay sallama. Zaten soğuk. Canım sıkkın. Tadı yok yosunların. Körfezde fabrikalar atıklarını denize atmıyorlarmış. Balık bilmezde Malik bilir. Tadı yok çekirdeğin. Zaten geçen sene koymuştum cebime. İçinden ay çiçeği tarlaları filizlenmiş, çocuklar yağlı saçlarını otobüs camlarına dayayıp yol boyu izliyorlar. Muavainlerin imanı gevremiş her sefer sonunda camları temizlemekten. Çocuklar, muavinlerden iki yaş daha büyük.

Denize karşı bir bardak çay. Bu deniz bir başka. Ne tuzu var ne kokusu. Balıklar arası sosyal mesafe hakim. Deniz görmemiş çay içeni daha önce. Bu tür bir gam görmemiş. Bir kemençe sesi duymamış. Türküsünü söylememiş. Bir tuhaf deniz. Yine de, hafif bir deniz kokusu geliyor burnuma. Lodosta dalgalar cılız.

Takaların, patpatların, sandalların, motorların, Barış Manço vapurunun sesi yok. İki yelkenli geçiyor uzaktan. Martıların simitten haberi yok.

Koş. Koş. Koş.

Bakma ardına. Yıldız tozlarının üzerinde. Ayaklarını sarsın sıcak kumlar. At kendini bulutların denizine.

Yorgunluk değil. Mutsuzluk değil. Amaçsızlık. Duygusuzluk. Korku değil. Aksine, korkman gereken yerde korkuyu hissedememek. Adım atman gerektiğinde o adım atmak için bir sebep bulamamak.

Aklımdan geçenler

Tue, 08 Sep 20 07:24:04 UTC

Aklımdan geçenleri yazarsam düşecekler birer birer. Bulamayacağım bir daha aynı tıkırtıyı. Ritm! Üşüyecek çölde Mecnun, sıcak yatağında Leyla. Ferhat, Bolu Dağı Tüneline bakıp, vay arkadaş, diyecek. Şirin gönlünü şantiyedeki ameleye verecek değil ya, mütahite gidecek.

Aklımdan geçenleri yazarsam, Emperyal Otelinde bir skandal patlayacak. Yatak çarşaf basılacak ünlü bir şair aşığıyla. Kaptan, müsait yerde inecek var!

Aklımdan geçenleri yazarsam, Hitler sanat akademisini kazanacak. Çizdiği resimler üç beş paraya satılacak. Çoluğuna çocuğuna helal lokma götürecek. Yaşlanacak ve dünya huzurlu büyüyecek. Hiroşima'da ve Nagazaki'de çocuklar ölmeyecek. Aklımdan geçenleri yazarsam, su yüz derecede kaynamayacak. Pazarlık payı olacak yer çekiminde, yıldızlar hangi rengi istersek o renk parlayacak, güneş kendinden gözlüklü olacak.

Aklımdan geçenleri yazarsam, yazar falan zannedecekler, belki fular takacağım. Ben yazarken bir kedi defterime ve koluma oturmayacak artık. Kahve egzos kokacak. Şimaracağım. Sonra çabuk geçecek.

Yazamıyorum. Çoktandır yazmıyorum. Yazmak mutsuz adam işidir der eski bir şair. Ben mutsuzluktan da sıyrılıp, az ötede yazmayı bekliyorum, durağımdan kar topları geçiyor. Gene yaya kalıyorum.

Üşüdükçe kapıya bir kilit daha asıyorum. Nereden buluyorsa yolunu, gene giriyor namussuz sonbahar. Ağaçlar, yaşlı bir emeli öğretmenin bıyıkları gibi sararmış. Bir kilit daha asıyorum. Kapıyı çalmışlar.

Şimdi yaşamak gerek. Biraz daha. Az daha. Azıcık daha. Kimse çıkıp "hallederiz sıkma canını" diyerek elini omuzuma koymayacak. Bana güven vermeyecek. Benim altında ezildiğim aklımın tuğlalarından birini dahi kaldırmayacak. Bunu göğsümün sol yanı gibi biliyorum. Ama gün gelir, belki ben birisine bir yadım ederim de,

Yukarıdaki cümle yarım. Bana ait her şey gibi. En çok heveslerim merakta bıraktı beni.

Çocukken "Şeker Portakalı"nı okumayı çok istemiştim. Bir süper marketin kitap reyonundan almaya yetecek kadar para biriktirip aldığımı hatırlıyorum. Sonra, sayfaları eksik çıkmıştı. Gidip değiştirdim. Yeni kitabın da sayfaları eksik olunca, vazgeçtim. Yirmi yıl sonra bitirebildim o kitabı. İşte hayatımın özeti!

Aklımdan geçenleri bir yazarsam, bir daha kimsenin hevesi kursağında kalmayacak. Hiçbir baba eve boynu bükük gitmeyecek. Dağ gibi adamlar ağlamayacak çaresizce. Annelerin akşam ne pişirsek derdi olmayacak. Anneler, kadın olduklarını hatırlayacak. Çocuklar şımaracak. Çünkü her çocuk hak eder bazen şımarmayı.

Aklımdan geçenleri yazarsam, soğuk bir doğu vilayetinin ücra bir mezrasına tayinim çıkacak. Bavuluma birkaç kazak, ucuz bir takım elbise ve kitaplar sığdırıp, içinde bolca sigara içilen bir yolcu otobüsüyle yola çıkacağım. Aklımın sürgünü ondört yıl sürecek. Beni orada unutacaklar. Adımı unutacağım.

Düşünce suçlusu diyecekler. Düşününce hak verecekler. Düşünce yardım isteyecekler ve düşüncemi idam edip sabaha karşı çorbacıya gidecekler.

Aklımdan geçenleri yazarsam, kalemimde mürekkep bitecek.

kelimeler

Tue, 08 Sep 20 05:58:45 UTC

Kelimeler, kelimeler, kelimeler dönüyorlar aklımda.

İnsan neler yaratabilir kelimelerle? Güneş açabilir mi mesela kelimeler? Seslerle müzik oluşturabilir mi?

Pencereyi açsam bir sabah. Mevsim kış. Küçük bir şehir. Yatağa dönüp kalın yorganın altına saklansam soğuktan. Kar yağsa. Gökten paraşütçü askerler gibi inen kar tanelerini izlesem. Tüm gün hiç işim olmasa?

Pencereyi açsam, kelimeler dolsa odaya. Heceleri çeksem içime. Kül rengi sabahlara aldırmıyorum. Bulutlar iyi geliyor yorgun gözlerime.

Kelimelerin arasında yüzü isli, elleri kara, üstünde eski bir pijama, ayağında ucuz terlikler, elinde soba kovası tutan bir çocuk yüzüyüm. Ellerimi saklamaya çalışıyorum otuzdört yaşımdan. Utanıyorum.

Gıcırdıyo üzerinde yattığım katlanır ve bir türlü düz durmaz, ergonominin uzağından bile geçmemiş somyam. Ondan evvel de dolaplı sandıklı koltukta yatardım zaten. Eski bir komşumuzun taşınırken attığı.

Kahvem kelimeler kokuyor. Yamuk bir gülüşle izlioyurm hala Kemal Sunal filmlerini. Sadri Alışık'ın siyah beyaz filmleri en sevdiğim. Çok fiyakalı kelimeleri var. Kelimeler etrafında uçuşuyorlar. Sonra, televizyondan çıkıp etrafımı sarıyor cümleleri. "Ah ulan Müjgan" diyorum. O film renkli, diyorlar. Her film siyah ve beyazdır aslında. Galiba pek bilmiyorlar.

Gece bekçilerine kelimeleri soruyorum. Siktir çekiyorlar. Tamirhanede ustaya soruyorum. Deliymişim gibi bakıyor yüzüme. Kimse konuşmuyor artık. Kendi iç sesime bile uzaktan akrabayım. Bayramda bile konuşmuyoruz.

Kelimeler bir örümceğin ağına takılmış ateş böcekleri gibi. Parlayıp sönüyorlar. Ama özgür değiller. Uçuşmuyorlar. Sonra örümcek geliyor. Ateş böceğinin buğulaması güzel olurmuş. Öyle diyor. Kanalı değiştiriyorum.

Çernobil çocuğuyum. Üstümüzden radyasyon yüklü bulutlar geçtiğinden beridir rast gitmiyor işim. Sözlüklerde kopmuş sayfalarda kalmış aradığım kelimeler. Değimler sözlüğünde acımın tarifi yok. Ata sözlerini de zaten Atatürk söylememiş. Çok sonra öğrendim. Anonim diye biriymiş.

Karşı mahallenin çocuklarıyla birbirimize kelimeler atarken yarıldı kafamın arkası. Çok kanamıştı da rahmetli annem mikrobu kırılsın diye kolonyalı pamuk basmıştı. İlk o vakit girdi kafama yüksek alkol. Gitmedi bir daha. Ne zaman içsem, kelimelerin acısı vurur yine başıma. Dilim çözülür. Çok içersem kelimeler kusarım.

Öfke, mutluluk, aşk, denge, tat, soğuk. Önemi yok. Mühim olan kelimeler. Sadece kelimeler.

Araf Oykuleri

Mon, 10 Aug 20 11:31:24 UTC

Araf Oykuleri

Farewell my friend.

Mon, 27 Jul 20 10:44:54 UTC

Farewell Simba.

We'll always remember you buddy.

Thank you for the love and joy you brought us in the past six years.

Some Pet Projects

Payton 3D

[https://github.com/sinanislekdemir/payton]

Payton is a general-purpose 3D Software Development Kit. Simply, a 3D Programming Playground!

See more

Raylar render engine

[https://github.com/sinanislekdemir/raylar]

Raylar is a work-in-progress project.

Raylar is a CPU based ray-tracing engine written in Golang.

Find me at:

You can reach me via: https://keybase.io/27x2/chat

Some sub-pages:


Type "hi" to the box below to prove you are a bit better than dummy bots.



Here is a footer to please visitors' user experiences. - Sinan Islekdemir